Antalya
Coğrafi işaretli ürünler

Antalya

Akdeniz kıyısı ile Torosların yüksek kuşakları arasında uzanan Antalya, kıyı ovalarını, dağlık iç kesimleri ve çok katmanlı yerleşim tarihini aynı il sınırlarında buluşturur.

AdanaAdıyamanAfyonkarahisarAğrıAmasyaAnkaraAntalyaArtvinAydınBalıkesirBilecikBingölBitlisBoluBurdurBursaÇanakkaleÇankırıÇorumDenizliDiyarbakırEdirneElazığErzincanErzurumEskişehirGaziantepGiresunGümüşhaneHakkariHatayIspartaMersinİstanbulİzmirKarsKastamonuKayseriKırklareliKırşehirKocaeliKonyaKütahyaMalatyaManisaKahramanmaraşMardinMuğlaMuşNevşehirNiğdeOrduRizeSakaryaSamsunSiirtSinopSivasTekirdağTokatTrabzonTunceliŞanlıurfaUşakVanYozgatZonguldakAksarayBayburtKaramanKırıkkaleBatmanŞırnakBartınArdahanIğdırYalovaKarabükKilisOsmaniyeDüzce

Antalya hakkında

Türkiye’nin güneybatısında yer alan Antalya’nın güney sınırını Akdeniz, kuzeydeki doğal eşiğini ise kıyıya büyük ölçüde paralel uzanan Toroslar oluşturur. Dağların kıyıya yaklaştığı kesimlerde yamaçlar ve kayalık kıyılar belirginleşirken, geriye çekildiği alanlarda Antalya, Finike, Demre ve Alanya gibi tarımsal üretimin yoğunlaştığı ovalar açılır. Kireçtaşlarının geniş yer kapladığı dağlık kuşak; mağara, düden ve kaynaklarla çeşitlenen karstik bir coğrafya meydana getirir.

Kıyıda kışları ılık ve yağışlı, yazları sıcak ve kurak Akdeniz iklimi hâkimdir; yükseltinin arttığı iç kesimlerde sıcaklık ve mevsim koşulları belirgin biçimde değişir. Kıyı ovaları ile Toros yaylalarının kısa mesafelerde birbirini izlemesi, tarım ve hayvancılığın yanında mevsimlik yayla hareketlerini de biçimlendirmiştir. Yörük kültürünün üretim, beslenme ve el sanatı birikimi; kıyıdaki sebze ve meyve yetiştiriciliğiyle iç kesimlerdeki tahıl ve hayvancılık geleneklerinin aynı yöresel kültür içinde buluşmasına katkı sağlar.

Antalya yöresindeki insan yerleşiminin geçmişi Karain Mağarası’ndaki buluntularla tarih öncesi dönemlere uzanır. Antik çağda ilin batısı Likya, doğu ve orta kesimleri Pamfilya coğrafyası içinde değerlendirilmiş; kent, Bergama Kralı II. Attalos’un kurduğu Attaleia’dan bugünkü adını almıştır. Roma ve Bizans dönemlerinin ardından Selçuklu yönetimine giren bölge, daha sonra Teke yöresinin siyasal ve kültürel merkezlerinden biri olmuş; Osmanlı döneminde Teke Sancağı’nın merkezi olarak gelişimini sürdürmüştür.

Antalya’nın coğrafi işaretli ürünleri

Antalya’nın coğrafi işaret envanteri, kıyı kuşağındaki turunçgil, muz, avokado, zeytin ve susam yetiştiriciliğinden Torosların ardındaki armut, üzüm ve pekmez üretimine kadar farklı çevrelerde gelişen yerel bilgiyi görünür kılar. Antalya Piyazı ve yöresel çorbalar kent mutfağının sürekliliğini, Döşemealtı El Halısı ise ilin üretim mirasının tarım ve yemek kültürüyle sınırlı olmadığını gösterir.

Antalya’nın ürünleri, kıyı boyunca uzanan bahçelerle Torosların ardındaki yayla ve ova yerleşimlerinin farklı üretim alışkanlıklarını aynı il sınırları içinde buluşturur. Finike Portakalı ile Alanya’nın muz, avokado ve yenidünya yetiştiriciliği kıyının ılıman koşullarını; Korkuteli Karyağdı Armudu ve İbradı Enek Pekmezi ise iç kesimlerde gelişen meyvecilik ve işleme bilgisini görünür kılar.

Bu çeşitlilik yalnızca yetiştirilen ürünlerde değil, hammaddenin sofraya ve gündelik yaşama taşınışında da izlenir. Manavgat’taki susam ve tahin geleneği ile Antalya Piyazının tahinli taratoru, aynı hammaddenin tarla üretiminden kent mutfağına uzanan farklı kullanımlarını gösterir. Alanya Gülüklü (Hülüklü) Çorbanın düğün, mevlit ve cenaze gibi toplu günlerde hazırlanması, bazı yemeklerin yalnızca tarifle değil, bir araya gelme biçimleriyle de yaşadığını anlatır.

Döşemealtı halıları ise Antalya’nın coğrafi işaret varlığının mutfakla sınırlı olmadığını hatırlatır. Istar tezgâhlarında dokunan, koyu renkleri ve yöresel motifleriyle tanınan bu halılar; tarım, sofra ve el sanatlarının Antalya’nın farklı ilçelerinde birbirinden ayrı fakat aynı kültürel çevre içinde gelişen üretim alanları olduğunu ortaya koyar.